
|
से :
violinist
|
लिखा गया
: 26-06-2026
|
भेज दिया जाएगा
: 26-07-2036
|
26 Haziran 2026
Eğer bu mektubu okuyorsam, aradan tam on yıl geçmiş demektir. Muhtemelen uzun zamandır unutulmuş bir hatıranın ansızın karşıma çıkmasıyla iki olası senaryodan biri gerçekleşmiş olacak.
İlki, en çok umut ettiğim senaryo. Eğer hayallerimi, hedeflerimi ve zihnimde tasarladığım geleceği gerçekleştirebildiysem ya da en azından o yolda sağlam adımlarla ilerliyorsam, bu mektup bana hafif bir tebessüm ettirecektir. Belki de yıllar içinde silikleşmiş onlarca anıyı yeniden hatırlamamı sağlayacak; neler yaşadığımı, neleri doğru yaptığımı ve hangi bedelleri ödediğimi düşünmek için güzel bir fırsat olacak. Belki de kendimle gurur duyacağım ve yıllar önce kendime dair taşıdığım yüksek beklentilerin tamamen boş olmadığını göreceğim. Umarım bu mektup, geçmişteki kendimden gelen küçük ama olumlu bir değerlendirme raporu olarak kalır.
İkinci ihtimal ise daha karanlık. Hayatta her şey mümkün. Eğer bu mektubu okurken hâlâ hayattaysam ama hayallerimin büyük kısmını gerçekleştirememişsem, bunun sorumluluğunu büyük ölçüde kendimde arayacağım. Belki yeterince disiplinli olamadım, belki tembelleştim, belki de hem benim hem de çevremdekilerin zekâma ve potansiyelime dair inancı gerçekte olduğundan fazlaydı. Bunun böyle olmasını istemem ama insanların çoğu hayatlarının sonunda gerçekleştiremedikleri ideallerinin ağırlığını taşırlar. Ben de bundan muaf değilim. Her ihtimali değerlendirmek gerektiğine inanıyorum. Eğer başarısız olduysam, bunun üzerine dürüstçe düşünmek de en az başarı kadar değerlidir. Muhtemelen bu mektubu almak istemeyeceğim bir gün olacaktır ama belki de bu yüzleşme hak edilmiş olacaktır.
Bir de üçüncü, daha tuhaf bir ihtimal var. Eğer kim olduğumu unutursam ya da hayat beni bambaşka bir insana dönüştürürse, en azından 26 Haziran 2026'daki hâlimi hatırlamak isterim.
Şu an İtalya'da biyoteknoloji okuyorum. Aslında bu bölüm, başarısız geçen IMAT denemelerimin ardından yaptığım stratejik bir tercih oldu. Avrupa'daki birçok tıp fakültesinin Avrupa Birliği vatandaşı olmayan adaylar için uyguladığı kısıtlayıcı kontenjan ve tek tercih sistemi nedeniyle İtalya'da yasal ikamet elde etmek istedim. Bu yıl IMAT'a son kez gireceğim. Hayalim, Roma La Sapienza ya da Milano La Statale'de tıp okumak.
Eğer planlarım ve disiplinim izin verirse, uzun vadede Amerika Birleşik Devletleri'nde bir IMG olarak son derece zor olsa da neurosurgery ihtisası yapmak istiyorum. Nihai hedefim functional neurosurgery alanında çalışmak ve aynı zamanda aktif bir bilim insanı olmak.
Sanatçı bir ailede büyüdüm. Annem üniversitede müzik eğitimi aldı; alanı sandı ve harika bir ses aralığına sahip bir müzik öğretmeni. Babam ise üniversitesini birincilikle bitirmiş bir resim öğretmeni. Resimde onların izinden gitmedim ama müzik hayatımın önemli bir parçası oldu. On iki yılı aşkın süredir keman çalıyorum. Son aylarda biraz ihmal etmiş olsam da şu sıralar Tchaikovsky Keman Konçertosu üzerinde çalışıyorum. Tchaikovsky hayatında hiç keman çalmamış olmanın hakkını gerçekten vermiş; eser klavyede hiç doğal durmuyor. Ama halledeceğim.
Üniversiteyle ilgili en büyük hayallerimden biri de bir string quartet kurmak. Tek başıma çalamadığım onlarca harika oda müziği eserini arkadaşlarımla birlikte seslendirmek istiyorum.
Son zamanlarda düşündüğüm başka bir plan da RYA okullarında ticari yat ehliyeti almak. Ara sıra bu alanda çalışarak ileride Amerika'daki araştırmalarım ve stajlarım için maddi kaynak oluşturabileceğimi düşünüyorum. Bu fikir biraz son dakika ortaya çıktı ama ciddiyim.
Kendimi bildim bileli yalnız kalmayı, düşünmeyi, felsefe tartışmayı, sanatı ve estetiği sevdim. Muhtemelen yaşıtlarıma göre daha entelektüel ve daha sanat odaklı yetiştim. Günlük popüler kültürün büyük kısmından habersizim ve açıkçası bu beni çok rahatsız etmiyor. İnsanların neden o akımları takip ettiğini anlayabiliyorum; ortak ilgi alanları insanları birbirine yaklaştırıyor. Ama bu hiçbir zaman benim kişiliğime tam olarak uymadı.
Şarabı seviyorum. Belki bir gün sommelier sertifikası bile alırım. Şimdilik önceliğim değil ama hoş bir ihtimal olarak aklımın bir köşesinde duruyor.
Eğer bu mektubu okuyorsan, umarım kültürünü, karakterini ve estetik anlayışını geliştirmeye devam etmişsindir. Umarım merakını kaybetmemişsindir. Umarım hâlâ müzik yapıyorsundur. Umarım hâlâ bilime inanıyorsundur.
Ve en önemlisi, umarım bu mektubu okurken birinci senaryoya ikinci senaryodan çok daha yakınsındır.
Gelecekteki kendime selamlar.
Eğer bu mektubu okuyorsam, aradan tam on yıl geçmiş demektir. Muhtemelen uzun zamandır unutulmuş bir hatıranın ansızın karşıma çıkmasıyla iki olası senaryodan biri gerçekleşmiş olacak.
İlki, en çok umut ettiğim senaryo. Eğer hayallerimi, hedeflerimi ve zihnimde tasarladığım geleceği gerçekleştirebildiysem ya da en azından o yolda sağlam adımlarla ilerliyorsam, bu mektup bana hafif bir tebessüm ettirecektir. Belki de yıllar içinde silikleşmiş onlarca anıyı yeniden hatırlamamı sağlayacak; neler yaşadığımı, neleri doğru yaptığımı ve hangi bedelleri ödediğimi düşünmek için güzel bir fırsat olacak. Belki de kendimle gurur duyacağım ve yıllar önce kendime dair taşıdığım yüksek beklentilerin tamamen boş olmadığını göreceğim. Umarım bu mektup, geçmişteki kendimden gelen küçük ama olumlu bir değerlendirme raporu olarak kalır.
İkinci ihtimal ise daha karanlık. Hayatta her şey mümkün. Eğer bu mektubu okurken hâlâ hayattaysam ama hayallerimin büyük kısmını gerçekleştirememişsem, bunun sorumluluğunu büyük ölçüde kendimde arayacağım. Belki yeterince disiplinli olamadım, belki tembelleştim, belki de hem benim hem de çevremdekilerin zekâma ve potansiyelime dair inancı gerçekte olduğundan fazlaydı. Bunun böyle olmasını istemem ama insanların çoğu hayatlarının sonunda gerçekleştiremedikleri ideallerinin ağırlığını taşırlar. Ben de bundan muaf değilim. Her ihtimali değerlendirmek gerektiğine inanıyorum. Eğer başarısız olduysam, bunun üzerine dürüstçe düşünmek de en az başarı kadar değerlidir. Muhtemelen bu mektubu almak istemeyeceğim bir gün olacaktır ama belki de bu yüzleşme hak edilmiş olacaktır.
Bir de üçüncü, daha tuhaf bir ihtimal var. Eğer kim olduğumu unutursam ya da hayat beni bambaşka bir insana dönüştürürse, en azından 26 Haziran 2026'daki hâlimi hatırlamak isterim.
Şu an İtalya'da biyoteknoloji okuyorum. Aslında bu bölüm, başarısız geçen IMAT denemelerimin ardından yaptığım stratejik bir tercih oldu. Avrupa'daki birçok tıp fakültesinin Avrupa Birliği vatandaşı olmayan adaylar için uyguladığı kısıtlayıcı kontenjan ve tek tercih sistemi nedeniyle İtalya'da yasal ikamet elde etmek istedim. Bu yıl IMAT'a son kez gireceğim. Hayalim, Roma La Sapienza ya da Milano La Statale'de tıp okumak.
Eğer planlarım ve disiplinim izin verirse, uzun vadede Amerika Birleşik Devletleri'nde bir IMG olarak son derece zor olsa da neurosurgery ihtisası yapmak istiyorum. Nihai hedefim functional neurosurgery alanında çalışmak ve aynı zamanda aktif bir bilim insanı olmak.
Sanatçı bir ailede büyüdüm. Annem üniversitede müzik eğitimi aldı; alanı sandı ve harika bir ses aralığına sahip bir müzik öğretmeni. Babam ise üniversitesini birincilikle bitirmiş bir resim öğretmeni. Resimde onların izinden gitmedim ama müzik hayatımın önemli bir parçası oldu. On iki yılı aşkın süredir keman çalıyorum. Son aylarda biraz ihmal etmiş olsam da şu sıralar Tchaikovsky Keman Konçertosu üzerinde çalışıyorum. Tchaikovsky hayatında hiç keman çalmamış olmanın hakkını gerçekten vermiş; eser klavyede hiç doğal durmuyor. Ama halledeceğim.
Üniversiteyle ilgili en büyük hayallerimden biri de bir string quartet kurmak. Tek başıma çalamadığım onlarca harika oda müziği eserini arkadaşlarımla birlikte seslendirmek istiyorum.
Son zamanlarda düşündüğüm başka bir plan da RYA okullarında ticari yat ehliyeti almak. Ara sıra bu alanda çalışarak ileride Amerika'daki araştırmalarım ve stajlarım için maddi kaynak oluşturabileceğimi düşünüyorum. Bu fikir biraz son dakika ortaya çıktı ama ciddiyim.
Kendimi bildim bileli yalnız kalmayı, düşünmeyi, felsefe tartışmayı, sanatı ve estetiği sevdim. Muhtemelen yaşıtlarıma göre daha entelektüel ve daha sanat odaklı yetiştim. Günlük popüler kültürün büyük kısmından habersizim ve açıkçası bu beni çok rahatsız etmiyor. İnsanların neden o akımları takip ettiğini anlayabiliyorum; ortak ilgi alanları insanları birbirine yaklaştırıyor. Ama bu hiçbir zaman benim kişiliğime tam olarak uymadı.
Şarabı seviyorum. Belki bir gün sommelier sertifikası bile alırım. Şimdilik önceliğim değil ama hoş bir ihtimal olarak aklımın bir köşesinde duruyor.
Eğer bu mektubu okuyorsan, umarım kültürünü, karakterini ve estetik anlayışını geliştirmeye devam etmişsindir. Umarım merakını kaybetmemişsindir. Umarım hâlâ müzik yapıyorsundur. Umarım hâlâ bilime inanıyorsundur.
Ve en önemlisi, umarım bu mektubu okurken birinci senaryoya ikinci senaryodan çok daha yakınsındır.
Gelecekteki kendime selamlar.
|
|
साझा करें
:
|
|



EN
CH
ES
HI
AR
PT
RU
JP
DE
LT
FR


